![[Resim: mtlda.jpg]](http://www.leothemaster.net/images/kim/mtlda.jpg)
Gülüm Dağlı yani namı-değer Mtlda o müthiş yazılarıyla ekşi sözlük te bile bulabileceğiniz bir isim
Sıra dışı günceleriyle artık "mtlda" aramızdan birisi, işte size sayfa adresi:
http://mtlda.blogspot.com/ ya da http://www.mtlda.com/
Onun en beğendiğim güncesi:
Pilav ve patates kızartması ikilisi, coca colayla birleşince, hayatın anlamını bulmuş kadar huzurlu, mutlu ve kaygısız olabilirsiniz. Zaten hiçbir derdiniz yokken sofrada gördüğünüz bu eşsiz mönüyle nirvanaya ulaşıyor, ertesi gün ıspanak görünce, 10 yıl sonra yaşayacağınız “sevgiliden ayrılmak” karmaşasının karşılığını o günden yaşıyor da olabilirsiniz. Evet zor günler geçiriyorsunuz. Neyse ki, sizi anlayan birileri var.
Sevgili çocuklar, hayat patates kızartmasından ibaret değildir. Bunun yanında bir de bitirilmesi gereken köfteler vardır. Tabağın bir kenarında beklettiğiniz kıyma topları yüzünden, “O köfteler bitecek!” emriyle ebeveynlerden en vefasızı üzerinize gelir. “Patatesler dururken köfteleri niye yiyeyim, ben manyak mıyım?” diyemezsiniz o an; hepinizi anlıyorum. Bu durumda, “Köfteler bitmeden sofradan kalkmak yok,” gibi tehditler gelmeye başlar. O zaman plan B’yi devreye sokunuz. Ebeveynleriniz isyan edip, “Yemezsen yeme” diyene kadar, çatalın ucuna batırdığınız bir misket büyüklüğündeki köfteyle uzun süre oyalanın. Eğer anneniz “Arkandan ağlar,” felsefesinin ateşli savunucularından biriyse yapacak bir şey yok. “Ekmeksiz ye”, “Pilavını bırak köfteni ye,” gibi sözleri sıkça duyacaksınızdır; korkmayın.
Evet sevgili çocuklar, şimdi size bir iyi, iki kötü, üç orta haberim var. Önce hangisini söyleyeyim? “Kötüüüü!!” Peki. Patates ve pilav kombinasyonunun 18 yaşına gelince etkisi geçiyor. Ama endişelenmeyin; çocukluk sevgiliniz pilav, yerini biraya bırakıyor. Birasız patates kızartması, giden sevgilinin ardından bakmak gibiyken, ikisinin bir arada olması keyiften ölmeye yol açabilecek derecede seratonin etkisi yapıyor. Yani çok ucuza mutlu olabiliyorsunuz. Ayrıca fevkalade zararlıdır, afiyet olsun.
mtlda teyze
Ayrıca Hürriyet Gazetesinde yayınlanmış bir yazıdan bölüm eklemek istiyorum:
Gülüm Dağlı'nın (Matilda) blog'undan: 50 yaşından sonra saçlarını uzatıp motor almaya karar veren o deli kuaför (ki babam olur kendisi), hayatımın hiçbir evresinde saçlarımı istediğim gibi yapmamıştır. Yine de bir şekilde oturdum o koltuğa. Ama lanet olsun ki saçımın rengi yine istediğim gibi olmadı. Bütün akşam tipik kuaför cümlelerini dinledik sonra: ‘Senin rengin bu kızım, daha açığı ya da koyusu gitmez ki. Kırmızı işte, al.' Yok almayayım ben, demek için ne yazık ki çok geçti artık. ‘O değil baba, o kırmızı değil işte uf, naaptın baba yaa, şirin baba oldum yine, bak!' Bu arada banyo ve salon arasındaki uzun koridoru yürüme aşamasında annemin soğukkanlı adımlarına şahit oldum. Tak tak tak yürüdü ve salonun kapısında durup bize Uma Thurman bakışları attı. Ne olduğunu anlamakta hiç zorlanmadık ama annem her ihtimale karşı o müthiş cümleyi kurdu: ‘Benim saçım kırmızı oldu.' Evet, babam yanlışlıkla benim boyamı anneme sürmüş ve 38 yıldır kumral olan annem artık taş gibi bir kızıl oluvermişti. Aile meclisinde babamın bittiği an böylece tarihe geçmiştir.