Sevda Tanrıçası

sevda tanricasi Sevda TanrıçasıAslında her şey o kadar kısa zamanda olmuştu ki, genç adam saatleri gün, günleri ay, ayları ise yıl olarak yaşadığını düşünüyordu. Tüm benliğini saran, aklından hiç çıkmayan tanrıçayı düşünüyordu. “Sevda Tanrıçası”nı!

“Sevda Tanrıçası” dedi içinden, “sevgi ve tanrıça” mitolojik bir kahramandı… Bu kadar yüce miydi aşk? Aşık Veysel’in sözü geldi aklına, “Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa” diye geçirdi içinden ve “Ah şu aptal gönlüm” diye bağırdı masmavi denize doğru… Salak, aptal sözlerinden nefret ediyordu zaten yıllardır.

Susturdu kendini. Sessizliği dinledi. Masmavi olan deniz miydi, yoksa gökyüzü mü? Kuruyan gözleri ayırt edemiyordu ki… Gözleri puslu görüyordu uzakları! Birden o gözler geldi aklına! Evet! Tüm suçlu “Sevda Tanrıçası”nın gözleriydi, ona tuzak kurmuştu öyle sıcak bakarak.

Kendini çok yalnız hissediyordu. O’nsuz, sanki kimsesiz bir çocuktu denizin kıyısında… Dizleri çözüldü, kumlara bıraktı kendini. Soğuk bir kış günü, kumların ıslaklığını duymak istiyordu belki de… Geçmeyen bir pazar günüydü. Saatine baktı. Çok erkendi daha. Ayın 11’i olduğunu gördü. İki tane “1” yan yana olmalıydı, o sahilde el ele!

Doğruldu, ellerini ıslak kumlara soktu. Bir avuç kumu fırlattı havaya ve bağırdı:

“Sensiz, kimsesiz, bir de ben…”

Esen rüzgar kumları dağıtacak kadar soğuk değildi. “Nasıl bitecek bugün” diye düşündü. “Biter elbet” dedi uzaktan Sevda Tanrıçası!

“Biter elbet, ama bitince ben olur muyum ben!” diye bağırdı Tanrıçaya…

Yüksek bir yerden atlamayı ya da çok derin bir denize dalmayı istiyordu.

Ayakkabılarını çıkardı ve denize doğru fırlattı. Doğruldu, denize koştu. Tam kıyıda durdu ve ölümü düşündü. “Bir kere ölmüyoruz, bazen her gün ölüyoruz” dedi. “İnsan her gün ölmüyor ki!” güzel bir yazı konusu olabilirdi. Yazmak istemiyordu, konuşmak da… Sadece bağırmak, isyan etmek istiyordu, o bitmeyen güne:

“Biter elbet, bugün biter!”

Yassı taşı, üç kez zıplatmayı başardı soğuk denizin üstünde… Taş kaybolduğunda, denizin üstünde oluşan halkalara daldı gözleri… “Sevda Tanrıçası”nı düşündü: “Tanrıça her gün öldürüyor beni, ah bu aptal gönlüm!”

Bir yassı taşı daha bağırarak tüm hırsıyla fırlattı denize. Uzaklara giden taş zıplamadan daldı denize!

İşte öyle dalmalıydı genç adam denize. O taş gibiydi zaten kalbi. Adım adım ilerlemeye başladı derinliklere doğru. Ayaklarından başlayıp vücudunu saran soğukluk canlandırdı onu. Aşk şarkıları söylemek istiyordu ama içindeki çığlıklar sancıya dönüşmüştü artık. Her adım attığında daha da yaklaşıyordu Tanrıçaya.

Birden, ona bağıran bir kalabalık olduğunu fark etti arkasında… Balıkçılar, simitçi, kimsesiz çocuk, köpeğini gezdiren amca ve kumlarda oynayan minik bir kız çocuğu… “Aşk eski bir günah” diye bir çığlık attı onlara bakarak ve derinliklere doğru yürümeye devam etti…

İşte bu, sessiz bir hatıra soğuk denize gömülen

İsterseniz yazıyı bir defa daha okuyun, ama bu sefer aşağıdaki şarkıyı dinleyerek:

İlgili Yazılar:

share save 256 24 Sevda Tanrıçası

Üye ol / Paylaş

Article by Levent Ozen

1969 yılı Ankara doğumlu, ODTÜ Fİzik mezunu, Raylı sistemler ve toplu taşım işleri ile ilgili müşavirlik yapıyor. Ayrıca İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği başkanı olarak blog ve internet haberciliği ile ilgileniyor...
Levent Ozen tagged this post with: , , , , Read 54 articles by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Konular

  • RSS
  • Twitter
  • Facebook
  • LinkedIn
  • NetworkedBlogs
  • FriendFeed
  • Digg
  • Flickr
  • DeviantArt
  • Delicious